
Hasan Tüncel’den Türk Spor Medyasına ve Trabzonspor U19’a Dair Dikkat Çeken Açıklamalar
Trabzonspor muhabiri ve 61saat Spor Müdürü Hasan Tüncel, spor basınına ve Trabzonspor U19’un UEFA Gençlik Ligi başarısına dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Yerel basının avantajlarından Türk futbolunun perde arkasına, sosyal medyanın yükselişinden medyanın tarafsızlık sınavına kadar birçok önemli konuda açıklamalar yapan Tüncel, Türk futbolunun konuşulmayan gerçeklerine de değindi.
“Yerel basında çalışmak hem avantaj hem meydan okuma”
Tüncel, yerel basında çalışmanın avantajlarını ve zorluklarını şu sözlerle anlattı:
“Yerel basında çalışmak bir anlamda saha içinde olmak gibi. Kulübün nabzını tutuyorsun, camianın sesi oluyorsun. En büyük avantajı bu: okuyucun, izleyicin senin ne kadar samimi olduğunu hemen anlıyor. Ama zorluğu da aynı: yanlışı affetmiyorlar. İstanbul merkezli medya gibi uzaktan değil, içindesin olayın. Yani hata yaparsan sana dönüp ‘sen bizim çocuğumuzsun, bunu nasıl yaparsın’ diyorlar. Hem sorumluluğun hem baskın büyük.”
“Türk futbol basını yolunu kaybetti”
Türk futbol basınının gidişatına dair değerlendirmesinde Tüncel, eleştirel bir tavırla konuştu:
“Maalesef doğru yolda değiliz. Avrupa’daki spor medyası analize, veriye, bilgiye dayalı haber yapıyor. Bizde ise spekülasyon, sansasyon ön planda. Bir transfer haberi bile doğru düzgün verilmeden manşet atılıyor. Avrupa’da medya futbolun bir parçası, bizde ise zaman zaman futbolun önüne geçiyor. Bu da işin doğallığını bozuyor.”
“Herkesin bildiği ama dillendirmediği gerçek: ilişkiler haberi şekillendiriyor”
Tüncel, Türk futbolunda en çok bilinen ama konuşulmayan gerçeğe de dikkat çekti:
“Şunu net söyleyeyim: birçok gazeteci ya kulüplerle ya yöneticilerle ya da menajerlerle yakın ilişki içinde. Bu da haberin içeriğini doğrudan etkiliyor. Kimi zaman bazı haberler özellikle sızdırılıyor, bazıları da bilinçli olarak saklanıyor. Tarafsızlık burada devre dışı kalıyor. Herkes bunu biliyor ama açık açık konuşmuyor.”
“Yeni medya yükseliyor ama gazetecilik kaybolmamalı”
Geleneksel gazeteciliğin geleceği konusunda ise şunları söyledi:
“Evet, YouTube, Twitter, Instagram çok etkili artık. İnsanlar haberi anında almak istiyor. Ama bu platformlar hız sağlıyor, derinlik değil. Gazetecilik bir meslektir, disiplindir. Bu disiplin ortadan kalkarsa dedikodu gazeteciliği başlar. Maalesef bunun da örneklerini görüyoruz.”
“Baskı yok diyen yalan söyler”
Türkiye’de spor medyasının tarafsızlığına dair gelen soruya net bir yanıt verdi:
“Bugün ‘medyada baskı yok’ diyen varsa ya bu işi dışarıdan izliyor, ya da görmek istemiyordur. Gazetecilere bazı haberlerden sonra telefonlar gelir, mesajlar atılır, hatta haberin tonu konusunda dolaylı müdahaleler yapılır. Bu durum zamanla haberciliğin sınırlarını daraltır. Gazetecinin doğruya sadık kalması, bu tür yönlendirmelere karşı dik durabilmesi mesleğin en zor ama en değerli tarafıdır.”

“Algı yönetimi sahaya da yansıyor”
Medya-taraftar ilişkisini ve medyanın futbola etkisini şu sözlerle özetledi:
“Bugün bir yorumcunun söylediği cümle, ertesi gün tribünde pankart olarak çıkabiliyor. Medya taraftarın bakış açısını şekillendiriyor. Bu algılar futbolcunun özgüvenini bile etkileyebiliyor. Bu yüzden medya mensubu sorumluluğunu bilmeli, öyle konuşmalı.”
“Trabzonspor U19’un başarısı, Türk futboluna nefes oldu”
Son olarak Trabzonspor U19 takımının UEFA Gençlik Ligi’nde finale yükselmesiyle ilgili değerlendirmede bulunan Tüncel, bu başarının Türk futbolu açısından çok kıymetli olduğunu vurguladı:
“Trabzonspor U19 takımıyla gurur duyuyoruz. Bu başarı sadece Trabzonspor’un değil, tüm Türk futbolunun Avrupa’ya karşı verdiği güçlü bir mesaj. Altyapıya yatırımın, doğru planlamanın meyvesidir bu. Avrupa futbolunda ‘Türkler sadece yetenekli ama disiplinsiz’ algısını kırabilecek bir adımdır. Umarım bu bir başlangıç olur.”
