Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden yetişen birçok sporcu, uluslararası arenada büyük
başarılara imza atıyor. Ancak bu sporcular, siyasi sebeplerden ötürü kendi ülkelerinin
bayrağı altında temsil edilme hakkından mahrum bırakılıyor. Bu durum, hem bireysel
sporcular hem de KKTC’nin uluslararası tanınırlığı açısından ciddi bir adaletsizlik yaratıyor.
Atletizmde Türkiye adına yarışan Yiğitcan Hekimoğlu, 2018 Avrupa Atletizm
Şampiyonası’nda 4×100 metre bayrak yarışında gümüş madalya kazanarak dikkatleri
üzerine çekti

Açık su yüzücüsü Doğukan Ulaç ise Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı’nda
birincilik elde etmesine rağmen, ödül töreninde KKTC bayrağını açmasına izin verilmedi
Güreşte Ömer Özyıldırım, Rusya’da düzenlenen prestijli Ivan Yarygin Kupası’nda KKTC
adına mücadele etti. Genç tenisçi Aren Baybars ise Türkiye’deki ulusal turnuvalarda çifte
şampiyonluklarla adından söz ettirdi. Bilardoda Mustafa Alnar ve Osman Şanlısoy, Avrupa
Şampiyonası’ndan madalyalarla döndüler. Ayrıca Azerbaycan’da düzenlenen Dünya Budo
Şampiyonası
’nda KKTC sporcuları takım halinde şampiyon olurken, bireysel olarak da 5
altın, 2 gümüş ve 1 bronz madalya elde ettiler.

Slovakya’nın Kosice kentinde düzenlenen IBFF Avrupa Şampiyonası’nda, KKTC Çocuk ve
Genç Fitness Milli Takımı sporcuları 5 şampiyonluk elde etti. Coşkun Taşt Ateş, Kadriye
Derin Yeltekin, Talat Özakan, Nira-Beren ve Coşkun-Lavin gibi genç sporcular, “fit kids”,
“acro fitness” ve “fitness-dans” kategorilerinde Avrupa’nın en iyileriyle yarışarak
şampiyonluk kazandılar. Bu başarılar, KKTC’nin spor alanındaki potansiyelini bir kez daha
gözler önüne serdi.
Yüzme branşında da KKTC’li sporcular önemli başarılara imza atıyor. Gaziantep’te
düzenlenen Türkiye Arena Kulüpler Arası Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’nda, Akman
Tüzünkan, Barkan Cem Aykut, Boran Bora ve Özgül Çetin gibi sporcular madalyalar
kazanarak yeni KKTC rekorları kırdılar. Ayrıca, Bursa’da düzenlenen 12 Yaş Ulusal Gelişim
Ligi Türkiye Finali’nde
Erten Kasımoğlu ve Derin Mavi Turan gibi genç yüzücüler madalya
kürsüsünde yer aldılar.
Macaristan’da düzenlenen W.A.F UNIVERSE Vücut Geliştirme ve Fitness Dünya
Şampiyonası’nda, KKTC’li sporcu Salahi Avcı, Mens Physique ve Mr. Athletic
kategorilerinde dünya şampiyonu oldu. Bu zafer, KKTC’nin spor dünyasındaki yükselişini bir
kez daha gözler önüne serdi.

Bu başarı öykülerine bir yenisi daha, Kıbrıslı Türk yüksek atlamacı Buse Savaşkan’dan
geldi. 1999 doğumlu Savaşkan, atletizm kariyerinde 2024 Paris Olimpiyatları’na kadar
uzanan etkileyici bir yolculuk yaşadı. 2021 yılında Balkan Salon Şampiyonası’nda bronz
madalya kazanan Savaşkan , 2023’te Avrupa Takımlar Şampiyonası’nda üçüncülük
Finlandiya’daki Dünya Atletizm Kıta Turu’nda ise birincilik elde etti. 2024 Balkan Atletizm
Şampiyonası’nda altın madalya kazanan sporcu, Paris Olimpiyatları’nda Türkiye adına
yarışarak finale kaldı ve onuncu sırada tamamladı. Ancak Savaşkan, tıpkı birçok KKTC’li
sporcu gibi bu başarıları kendi bayrağı altında kutlayamadı.
Ne var ki, tüm bu başarılar KKTC bayrağı altında kazanılamıyor. KKTC’nin uluslararası
alanda tanınmaması nedeniyle, Uluslararası Olimpiyat Komitesi ve birçok spor
organizasyonu KKTC’li sporcuların kendi adlarıyla katılımını reddediyor. 2007 Avrupa Bocce
Şampiyonası’nda olduğu gibi bazı durumlarda sporcular “Türkiye-Kıbrıs” adı altında
yarışmak zorunda kalıyor. Bu uygulamalar, sporun evrensel değerleriyle çelişirken, genç
sporcuların motivasyonunu da kırıyor.
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bu adaletsizliğe dikkat çekerek sporcuların kendi
bayrakları altında yarışmasının en doğal hakları olduğunu ifade etti. Maliye Bakanı Alişan
Şan da uluslararası başarıların, KKTC’nin spor alanındaki potansiyelini dünyaya göstermesi
açısından çok değerli olduğunu vurguladı.
Kıbrıs Türk sporcuları, yetenekleri ve azimleriyle dünya çapında başarılar kazanmayı
sürdürüyor. Ancak bu başarıların KKTC bayrağıyla taçlandırılamaması, sporun
siyasallaştığının acı bir göstergesi olarak karşımızda duruyor. Uluslararası spor camiasının
bu çifte standarda son vermesi ve KKTC’li sporculara hak ettikleri eşitliği tanıması artık
kaçınılmaz bir gerekliliktir